Adalet ve Kalkınma

Adalet: Bireyin hak ve özgürlüklerinin belirlenmiş yönetim çerçevesinde korunması ve gelecek nesiller için teminat altına alınmasıdır.

Kalkınma: Toplumun refah seviyesinin sürekli yükselmesidir.

Benim anladığım ve benim kabul ettiğim tanımlamalar bunlardır. Siz farklı tanımlamalar getirebilirsiniz. Ancak sonuç ve anlam itibari ile aynı çerçeve içerisinde olmak zorundadır.

Eğer bu tanımlamaları kabul ediyor veya bunlara yakın bir tanımlamaya sahip iseniz konuyu şimdi inceleyebiliriz.

Şunu kabul etmemiz gerek. Bu iki kelime bilinç altımıza yerleşmiş ve önem kazanmış, ayrıca kabul edilmiş kelimelerdir.

Adalet ve Kalkınma toplumların iki ana temelidir. Bu ana temelden biri yıkılır ise toplumunun nereye sürükleneceğine siz karar verin.

Onun için hayat inşaa edilirken, bu iki ana kavramın sütunlarının çok sağlam olması gerekmektedir.

Adalet mekanizması aslında bir mekanizma değil bir organizma olması gerekir. Çünkü organizmalar varlığını kabul ederek ve sahip oldukları olgular ile gelişirler.

Kimseye ihtiyaçları yoktur. Çünkü tek bir şeyi kabul ederler.

Hatta bu organizmanın Allah tarafından yaratıldığını düşünür isek, yapılması gerekenin yapılması gerektiğini anlayabiliriz.

Adalet; Aileden, toplumdan, şirketlerden, yönetimden, halktan, ülkelerden, dünyadan, evrenden ve yaratıcıya kadar giden bir organizmadır.

Bu şekilde kabul eder isek Adaletin tek bir çizgisi vardır. O da yaratıcı adaletinin aileye kadar inen bir varlığın olduğudur.

O zaman Adalet, Allah tarafından insanlara verilmiş bir durumdur diyebiliriz.

Bu şekilde ise; demek ki hayatın en önemli kavramı Adalettir.

İnsanoğluna Adalet deseniz, hepsi birden susar, hepsi birden oturur, hepsi birden düşünür.

Tüm canlıların hatta cansızların adaleti bile söz konusudur.

Anladık ki Adalet beynimizde en önemli kelimedir.

Fakat bunu yaşamsal boyuta taşıyamıyoruz. Bunun en büyük nedeni; madde ve sahiplenmek duygusu.

Bunu bir kenara bıraktığımız da Adaletin hayatımızda ki önemini kavramış olduk.

Sıra Kalkınmada;

Kalk -ın – ma… hecelerine baktığınızda aslında kalkmak, ayağa kalkmak, ayağı kaldırmak gibi düşündüğünüzde bir hareket söz konusu.

Çalışmak yani üretmek, yenilemek, yenilenmek ve sürekli ileriye gitmek.

Kalkınma kelimesini duyduğunuzda; insanın wow diyesi var. Çünkü kalkınma kelimesi çok büyük bir anlam ifadesi ile bize kendini gösteriyor.

Halbuki kalkınmanın altında çok sinsi bir durum söz konusu.

Tamamen maddeleşme ile alakalı.

Hani biz kalkınmış ülkeler dediğimiz zaman aklımıza ve gözümüzün önüne gelenler onların nasıl maddeleştiği…

Gerçekte böylemidir? Yani kalkınmayı anladığımızda böylemi olması gerek. Asla.

Gerçek kalkınma bireylerin ilerlemesi olması gerek. Bireyin adalet kavramı ile oluşturmuş olduğu yaşam tarzını inanç kavramı ile birleştirip ilerlemesidir.

Şimdi siz bu ne diyeceksiniz.

Bu şu demek, Adalet olmadan kalkınmanın mümkün olamayacağı, kalkınmanında inanç çerçevesinde ve bireysel olması gerektiğidir.

Tüm bireylerin adalet ve kalkınma organizmasının içerisinde olması gerektiğinden gerçek ilerlemenin ancak bu şekilde olduğunu kabul eder isek artık düşünmeye başlamalısınız.

Mehmet Arkın Gürbüz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir