Allahın elçileri bile göçüp gitti bu yaşamdan, sen kimsin?

Hüküm verenlerin sonu hüsran.

Adaletli davranmayanların ise hali harap.

Hakkı görüp de susanlar, vay halinize.

Yaşamı maddeye taşıyıp sonra da bu madde ile hüküm verip insanları bir hiç haline sokmak, sonun yaklaştığını göstermektedir.

Hakların ve hukukların bir virüs haline geleceği, sarhoşların ise zombileşeceği bir gelecek…

Helak olacak olan bir dünya ile karşı karşıyayız…

Suskunluğun bile suç haline geldiği, konuşmaların ve söylemlerin anlaşılamadığı, sadece maddeye dayalı bir yaşam tarzının sonucunun iyi olacağını mı düşünüyor sunuz?

Var olmanın kaynağına inmeden bu dünyadan göçüp gitmeniz size iki yol sunacaktır. Tabi ki bu yollar sizin tercih etmiş veya etmemiş olduğunuz yollar olacaktır.

Gerçek olan ise sahip olduğunuz var olma ile tekrar meydana geldiğiniz de kim olduğunuzu öğreneceksiniz.

İnsan olarak ne hale geldiğinizi, size verilen geçici hayatı nasıl hiç ettiğinizi anlayacaksınız.

Böbürlenmenin, kibirlenmenin ve hüküm vermenin kalbinizi nasıl karartığını, beyin hücrelerinizin nasıl değiştirildiğini öğrendiğiniz de, nafile hayat bitmiş olacak.

Ve verdiğiniz hükümlerle diğer insanlar tarafından yargılanacaksınız.

Sizi ilk yargılayan nefsiniz olacak. Vicdanınız ise her yargılama da yüzünüze tükürecek.

‘Sen nasıl bir insandın’ diyecek.

Sahip olduğunuz tüm fiziksel beden organları sizin aleyhinize şahitlik yapacak.

Kalbiniz, beyniniz, elleriniz, ayaklarınız…

Siz ise bunlar kim diyeceksiniz.

Amel defteriniz açıldığında ise yazılı olanlar karşısında ‘bu ben miydin diyeceksiniz’…

Evet o sizdiniz.

Hüküm vermesini seven, adaletli davranmayan, hakkı görüp de susan, yaşamayı maddeye dayandırıp duyarsız kalan… Evet bu sizdiniz.

Peki neden böyle oldunuz? Bunu hiç bir zaman anlamadınız.

Gözleriniz körmü olmuştu? Kulaklarınız duymuyor muydu? Kalbiniz hissetmiyor muydu?

Çünkü hiç bir zaman varlığınızın varacağı noktayı düşünmek istemediniz.

Araştırmadınız, öğrenmediniz ve sormadınız…Su dediniz, ekmek dediniz, bunların sofranıza nasıl geldiğini düşünmediniz.

Siz aslında yoksunuz. Sadece varlığınızın varlığı ile karşılaşacağınız günü bekliyorsunuz.

Onun için bir kimse olmanıza gerek yok.

Siz kimsiniz…

Mehmet Arkın Gürbüz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir