Aslında tüm kelimeler ve cümleler senin için.

İdeolojiler yerler de sürünürken, insanlar egolarını tatmin ederken, zevkler çeşitlere ve fantazilere ayrılmışken, hayatın anlam değerleri beni kaybetmiş durumda.

Kelimelerin beyne tekabülü ve cümlelerin oluşması sadece senin sahip olduğun hayat için.

Güneşin odamı aydınlatması, kuşların penceremde ötmesi ile duyduğum rüzgarın sesi, yeterlidir varlığımı anlamaya.

Hiç bir zaman kahretsin demedim, hiç bir zaman bu nasıl bir kader diyerek kederlenmedim.

Sadece sana ve hayata baktım.

Mezarları gördüğüm de ölümü, hamile kadınları gördüğüm de doğumu, gökyüzüne baktığım da ise özgürlüğü değil evrenin ne kadar büyük olduğunu düşündüm.

Bakışlarımla seni sana anlatmaya çalışırken, gözlerinden gözlerime gelen ihanet ve bencillik enerjisi, benim bu cümleleri yazmama nedendir.

Hayatın anlam değerlerinde, nefes almam vermem, koklamam, tatmam, hatta hislerim artık çok anlamsız.

Kendimi bir boşluğa bıraktım orada sürükleniyorum.

Bilinmeyenlerin seslenişleri var içimde.

Ne aradığım bir zaman var ne de bir mekan.

Varlığımla bana verilmiş olan yaşama hissini hissediyorum.

Sürüklendiğim alemler de o kadar yalnız ve bir o kadar çok yalnızım.

Evren o kadar parlak ki ve bir o kadar ürkek ki.

Sanki insanın onu keşfetmesini beklediği gibi ben de bir keşif içerisindeyim.

Gördüklerimi, duyduklarımı, hislerimi paylaşmam gerektiğini haykırırken yıldızlara ve evrene, sen dünya üzerinde ki yaşayan insan denen varlık…

Seni gördüğüm de tüm hislerim bir yağmur damlası gibi, bazen ise gökyüzünden kayan bir yıldız gibi uçup gidiyor.

Meğer varlığım seninle imiş.

Meğer hayata bakmam senden kaynaklanıyormuş.

Meğer görmem ve hislerim senin içinmiş.

Ben zaten yokmuşum, ben sadece bir ziyaretçi imişim.

Aslında tüm kelimeler ve cümleler senin için.

Ben zaten bir şekilde teslim olmuşum.

Mehmet Arkın Gürbüz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir