Bekliyorum ve dinliyorum.

Beklediğim hiç bir şey olmamasına rağmen zamanın bana vereceklerini beklemekteyim.

İnsanlığımın varacağı noktayı görmek, ne kadar ilerlediğini bilmek ve onu dinlemek istiyorum.

Varlığımın son noktaya kadar gideceği, ölümün soğukluğunu hissedeceğim günü bekliyorum ve dinliyorum.

Dinlediğim ne sensin ne de benim.

Kulağıma gelen sonsuzluk dalgaları ile yaratılmışlığın ne kadar değerli olduğunu dinliyorum.

Sahip olduğum ruhun, onun erişmesi gerektiği yerin nerelerde olduğunu ve bana geleceğini bekliyorum.

Ben bu bedenle her gün itina ile hazırlamış olduğum yatağa girerken, ölmek ve dirilmek üzere olduğum zamanı bekliyorum.

Tüm düşüncelerimi ve bedenimi teslim ettikten sonra dinliyorum.

Kulağıma gelen, geldiğinde benim anlamamı isteyen sesleri dinliyorum. Dinlemek zorundayım, anlamak zorundayım. Çünkü tüm beklentilerimin sebebi onlar.

Sımsıkı sarıldığım bedenim, her titrediğinde dışarı çıkan enerjinin nereye varacağını bekliyorum.

Sonra tamamen teslim olduğum bir rüya aleminde, inan gerçek hayatta olduğu gibi seni bekliyorum.

Geldiğinde sürekli seni dinliyorum.

Anlattıkların ile derinlere dalan bedenim, tüm dünyayı gezerken, varlığımın yokluğu ile buluşacağı günü bekliyorum.

Her beklemem bin dinleti olsa da ben hiç birini takmadan görmeden ve almadan dinliyorum.

Öyle bir hale geliyorum ki, yok oldum sanıyorum. Ama varlığımla tekrar hayata döndüğümde

Yine bir beklenti içerisindeyim ve yine seni dinliyorum.