Benimsenmiş bir hayat… (Ben’im Sen’miş hayat)

Kirlenmiş bir dünyadan temiz bir hayata ilerlemek çok zor değil.

Zaten kirlenen de dünya değil sizsiniz.

Ama biz kendimize mal edemediklerimizi diğerlerine mal ettiğimiz için dünyayı kirlenmiş olarak görüyoruz.

Kirletilmiş bir ortamda kendimiz ne kadar temiziz acaba?

Yoksa benimsediğimiz bir hayat mı söz konusu?

Hiç bir şey gerçek değil mi?

Soruları sormadan cevap alamazsınız.

Cevabı olmayan bir hayat kabul edilmiş ve başkaları tarafından benimsetilmiş bir hayattır.

Siz aynen bu şekilde yaşıyorsunuz.

Başkalarının hazırlamış olduğu düzeni benimsemiş ve ona göre bir düzen kurmuşsunuz.

Acaba yaşamak bu şekilde mi dersiniz? Bilemediğimiz ve kavrayamadığımız var olma şekli nasıl bir var oluş…

Düşünmeyen ve sorgulamayan bir beyinle yaşamak, kabullenmişliktir.

Kabullenmişlik; öngörüsü olmayan, yargılamayan, soru sormayan, sunulanları kabul eden bir kişidir.

Tabi kişi demek bana zor geliyor, insan demek ise daha çok zor.

Benimle bu hayatı paylaşan, benimle bu dünya da yaşayan, benim gibi görünen insanların neden insan olamadığını yargılamak zorundayım.

Bende bir yargılama tutkusu var.

Beni anlamayanlar; ya sağa çekiyor ya sola. Halbuki ne sağ var ne sol var…

Kimi aşırı dindar diyor kimisi ise metaryalist. Hoşuma gidiyor.

Bunları diyenlerin ve bu şekilde söyleyenlerin düşündüklerini düşünüyorum.

Düşünen insan başkalarını benimseyen değil kendini bulandır.

Kendini bulan insan; yargılayan, özümsemeye çalışan, analiz eden ve soru sorandır.

Olması gereken budur.

Ne yazık ki bu durum şuan dünyada geçerli olan bir yaşam şekli değildir.

İnsanların çoğunluğu birilerinin, onun için hazırlamış olduğu hayatı yaşamaktadır.

Böyle bir hayatın sonuçlarınıda hep beraber gelecek de göreceğiz.

MAG’ün Hayata BAKış Açısı.

One Comment

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir