Bilinçli bir toplum olmadan verilen kararlar yanlış olabilir.

Anam babam vesile oldu.

Can verildi.

Doğdum, bebek oldum, çocuk oldum, genç oldum, olgun oldum, yaşlandım ve öldüm.

İnsanın var oluş ve yok oluş dönemleri.

Ve bir döngü.

İnsanın düşünceleri de bir döngü halinde olmalıdır.

İlkokul, ortaokul, lise, üniversite, lisans, master ve mesleğiniz.

Gördüm, duydum, algıladım, öğrendim ve tartıştım.

Veya yaşadım, analiz ettim, karar verdim ve yargıladım.

Birey belli bir seviyeye gelmeden doğru kararları veremez.

Bireyin belli bir seviyeye gelmesi için, bireyi ya toplum yetiştirir ya da kendi kendini yetiştirir.

Bizim toplumuza baktığınızda genel de bireylerin kendilerini yetiştirdiğini görmekteyiz.

Bunun tek bir sebebi car, verilen eğitim seviyesinin düşük olması, okuma alışkanlığımızın olmaması ve inanç değerlerimizin doğru kavrayamamamız.

Birey dünyaya geldiğinde etrafı gözlemleyerek öğrenir, daha sonra eğitim alır ve sonra kendisine sunulan hayat şartlarını kabul eder.

Aslında bir yerde eğitim aldıktan sonra özgürlüğü kısıtlanmıştır. Çünkü ona hazır bir dünyadan hazır seçenekler sunulmaktadır.

İnsan bunu hiç düşünmez, çünkü çoğunluğun kabul ettiğini desteklemeye çalışır.

Kendi yargı değerleri olmadığı için (Bunun en büyük nedeni de aldığı eğitimdir.) başkalarının yargı değerlerini kayda değer bulur.

Gelin en derin eğitmen kaynağına inelim.

Bir öğretmen, nasıl öğretmen oldu.

O da eğitim alarak, peki öğretmene eğitimi kim verdi? Tabi ki ondan öncekiler. Peki ondan öncekiler eğitimi nereden aldı. Daha öncekilerden…

Bu şekilde bir döngü mevcut.

O zaman ilk eğitimci kimdi diye soralım? Ve nasıl eğitimci olup öğretmen yetiştirmeye başladı ve öğretmenler, öğretmenleri yetiştirmeye başladı.

Ben size soru sormaya çalışmıyorum. Sadece eğitimin ve bilginin nasıl ortaya çıktığını bulmanızı sağlamaya çalışıyorum.

Bakınız gerçek eğitim, fiziksel kurallar ile ispatlanmış ve araştırmalarla desteklenmiş, bir takım insanlar tarafından onaylanıp kabul edilmiş verilerdir.

Ancak bilinçli bir toplumun bireyi bu verileri alırken, bu verileri sahip olduğu akla ve mantığa dayandırmak zorundadır.

Çünkü bu veriler zaten kendisi gibi insan olan kişiler tarafından elde edilmiştir. Ve ona sunulmuştur. Bilinçli birey bu demektir. Aldığı verileri aklına ve mantığına dayandırarak ve kendinden bir şeyler katara elde ettiği verilerin sonucu kendisini ortaya çıkarır. Ve sonuçlarını tahmin edendir.

Şimdi size soruyorum neden bir üniversite diplomasına sahipsiniz?

Veya neden bir kariyer sahibi veya yönetici oldunuz.

Demek ki bir takım doğru sonuçlara ulaşmak için bireylerin yetişmesi, toplumumun bilinçli hale gelmesi gerekmektedir.

Eğer toplumun tamamı bilinçli bir toplum haline gelmedi ise, toplum ekonomik olarak bir seviyeye ulaşmadı ise o toplum kendi yönetimi için doğru kararları veremeyebilir.

Bugün Avrupayı ve gelişmiş ülkeleri incelediğiniz de en ön plana bu toplumun bilinçli bir toplum olduğu ortaya çıkmaktadır.

Bilgili, eğitimli, analiz edebilen, sonuçlarını düşünen ve geleceği öngören verilere sahip kişilerden meydana gelen toplumlar, daha hızlı ve daha verimli bir şekilde ilerler.

Maalesef ki bizim toplumumuz henüz böyle bir seviyeyi yakalayamamıştır.

Bunun en büyük nedeni, bireylere sahip çıkılmaması, mevcut sistemin gelen yönetimler tarafından desteklenmesidir.

Ülkemiz de şuan nice zeki insanlar ve  nice inancı güçlü insanlar var biliyor musunuz?

Tabi ki bilemezsiniz.

Çünkü araştırma, öğrenme ve analiz etme fikrine sahip değilsiniz.

Araştırmadan, öğrenmeden ve analiz etmeden doğruları bulamazsınız. Bulsanız da, bulduğunuz doğrular sadece sizin doğrularınızdır.

Mehmet Arkın Gürbüz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir