Bir Müslüman olarak keşiflerin bizim tarafımızdan yapılmaması üzüntü verici.

Yaşamın kurallarını, inancın değerlerini, insan haklarını bizim yazmamız gerekirken, biz bunlara mahkum edilmişiz.

Neden? Bir kaç sofi yüzünden, bir kaç dindarız diye geçinen insan tarafından.

Zaten hep inancımız kullanılarak kurşunları yemişiz.

Kurşunun neden yapıldığını, neden sıkıldığını düşünmemiş, topluma bunun olmaması gerektiğini anlatmak yerine, ondan korunmayı veya onu kullanmayı öğrenmişiz.

Aklı kullanmak yerine hep akıl verenleri takip etmişiz.

İyi insan olmakla, kötü insan olmayı ayırt edip ortak noktayı bulmak yerine sürekli ayrıştırmışız.

İnancın verdiği enerji ile ulaşmak yerine, bir takım saplantılarla inancı sabitlemişiz.

Halbu ki Allah; gönderdiği kitaplar ve seçtiği elçilerle sadece inançlı olmamızı, ona inanmamızı ve kötü şeyler yapmamamızı istemiştir.

Hiç bir zaman ne kalbimize ne de beynimize bir takım hükümler yerleştirmiştir.

Bize tam ve temiz bir özgürlük vermiş, tercihi bize bırakmıştır.

Ne irademize dokunmuştur, ne de seçmiş olduğumuz hayata.

Ama biz O’nun yaratmış olduğu bu temiz ve akıllı beden ile ilerlemek yerine, birbirimizi öldürmeyi, madde edinmeyi ve insanları yönetmeyi tercih etmişiz.

Ve Allah bize öyle bir teklif de bulunmuştur ki, sonsuza kadar cennette yaşamak…

Biz ne yapıyoruz, bize sunulan hoşgörüyü, merhameti görmüyor şiddet ve hiddet ile yaşamaya devam ediyoruz.

Şeytan var diyoruz, ama şeytanın dünya da nasıl hareket ettiğini hiç düşünümüyoruz.

Bunun en büyük sebebi ibadetimize çoğumsal inancımıza ise şahsi bakıyoruz.

İşte şeytanın ilk bizi kandırdığı durum.

İnanca toplumsal ibadetimize şahsi olarak bakmamız gerek.

Böyle yapabilse idik şimdi dünyayı Müslümanlar yönetiyor olabilir farklı bir boyutta ve farklı bir hayatta olabilirdik.

Siz, ileri görüşlülüğü sürekli kötüye bağladınız. Tamam, bu yanlış bir düşünce değil.

Zaten hayat kötü ve iyi üzerine kurulu. Önemli olan tercihi doğru yapmak.

Cennetin ve cehennemin kapıları açılınca da insanların yine bir tercihi olacak.

Ama o tercih kalbin temizliği, seçmiş olduğu yaşam şeklinin basamaklarından geçecek.

Bu yaşam şekli basamakları kaydettiğin ilerlemeler olabilir. Örneğin kendi namına değil de toplum namına yaptığın keşifler.

Toplumun daha ileriye, daha güzel bir hayata, farklı boyutlara, farklı yaşam şekillerine geçmesi için daha fazla çalışmak ve daha fazla üretmek gerekmektedir.

Mehmet Arkın Gürbüz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir