Bir takım olaylar bize neyi anlatmaya çalışıyor veya neden anlatıyor.

Zaman, zamanı ve insanı kullanma devri. Tabi ki inanç ile birlikte.

Hayatımızı yavaş yavaş kaplayan, bir girdap gibi bizi içine çeken teknoloji ile karşı karşıyayız.

Sanki kullanılması zorunlu gibi lanse edilen, hatta kullanmak için yasallaştırılan yeni bir çağ.

İşin enterasan tarafı ise bu teknolojinin ne kadar ileride olduğu bilinmemekle beraber ne kadar içinde olduğumuz da bilinmiyor.

Çünkü gizleniyor.

Teknoloji hayallerimizde ki kadar ileriye gitmiş olabilir. Veya tam aksi hayallerimize ilerlediği verisi sokulmakta olabilir.

Hangisinin olduğunu anlamak çok zor.

Hayallerimiz ve yaşadığımız hayata müdahale edildi ise her ikisininde olma ihtimali çok yüksek.

Düşüncelerimiz okunuyor olabilir, zihnimize bir takım olaylar yerleştiriliyor olabilir.

Bize gösterilen videolar ile hayatımıza yön veriliyor olabilir.

Geçmiş karıştırılarak, gelecek düzenlenerek bir hayat biçiliyor olabilir.

Olabilir diyorum çünkü bir takım durumlar şuan için delilsiz ve şahitsiz.

Siz bunlara teori olarak bakabilirsiniz.

Gerçek olan eğer teorisi ise neden milyonlarca insan aynı şeyi düşünüyor.

Örneğin hafıza kaybı, uzaylıların gelmesi, cep telefonlarının dinlenmesi, televizyonların bizi izlediği gibi…

Daha bir çok sayılamayacak kadar örnek var.

Bu düşünceler, bu olaylar, bu yaşam şekilleri ve kullandığımız teknoloji ile bir sonuca varmak mümkün.

Bu sonuç her ne kadar ürkütücü olsa da gerçek olabilir.

Dünya felaketler ile karşı karşıya.

Hem inanç açısından hem de teknoloji açısından.

İnsan beyni buluşlarını insanlığını kaybederek ilerler ise dünyanın sonu yakındır.

Üstelik insanları yok ederek, onların hayatlarına müdahale ederek, hakları ve adaleti hiçe sayarak.

Mehmet Arkın Gürbüz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir