Doğduğumuz zaman öldüğümüz zamandır.

Çünkü ölmek için doğuyoruz. Öldükten sonra dirilmemiz ise doğmamızdan kaynaklanmaktadır.

Ne kadar yaşadığınız, nasıl yaşadığınız aslında o kadar önemli değildir.

Tek bir önemli nokta vardır. Doğduğunuzda bir insan şeklinde doğdunuz, öldüğünüz de bir insan şeklinde mi ölüyorsunuz?

İnsan şeklinde ölmeniz çok önemlidir. Eğer sahip olduğunuz insanlığı kavrayabilirseniz, sahip olduğunuz inancı korur iseniz, size insan gibi ölmek nasip olabilir.

Eğer insan gibi ölmedi iseniz, bu sizin kaderinizdir ancak kader sizin sahip olduğunuz enerjinin ilerleme şeklidir. Bu enerjiyi nasıl kullanırsanız işte öyle bir kadere sahip olursunuz.

Varlığınızı yokluğunuza bağladığınız gün doğru enerji size yol gösterir. Dünyevi hayata sarılır yokluğunuzu hissedemezseniz, sahip olduğunuz enerji farklı bir yöne gider. Her iki enerji de yolun sonunda ölümü seçer.

Aslında ölüm sonsuz hayatın başlangıcıdır. Ama bunu asla ispat edemezsiniz.

Bunu ispat edebilmeniz için ‘other side’ diye tabir edilen diğer taraf ile iletişime geçmeniz gerek.

Diğer taraf ile iletişime geçmeniz için zaman kavramını anlamanız, göremediğiniz fiziksel kuralları araştırmanız gerekmektedir.

Sahip olduğumuz akıl fizik kurallarını her ne kadar zorlasada, diğer taraf ile iletişimin olup olmayacağını ancak yaratıcı bilir.

Başka evrenler, başka dünyalar,başka canlılarla iletişime geçseniz dahi bile ölüm varizdir ve gerçekleşecektir.

Onun için var olmanın anlam değeri aslında ölüm ile başlamaktadır.

Öldükten sonra var olacaksınız.

Şuanki dünya hayatınız geçici bir zamandan ibaret. Bunun olmasının nedeni ise yaratılmamızın değerini bilip bilmediğinizdir.

İnsan hak etmelidir. Hak, seni yaratanın seni yaratması ve sana bir şans vermesidir.

‘Ol’ dediğinde olan bir yaratıcının sunmuş olduğu geçici dünya hayatında ölüm aslında bir varıştan ibaret.

Onun içindir ki aslında doğduğumuz yani yaşam hakkının verildiği gün ayrıca öldüğümüz gündür.

O öldüğünüz zaman ise sonsuz hayatın başlangıç zamanı olabilir.

Olabilir diyorum çünkü bende daha henüz ölmedim, ölsem öbür tarafa geçsemde sizinle iletişim kuramayacağıma göre olabilir diyorum.

Ölüm sonsuz bir hayata açılan bir kapı ise, insanlar halen neden bunu anlayamıyor ve kavrayamıyor.

Bunun en büyük nedeni, yaratının sizi neden yarattığının anlaşılamamasıdır.

Eğer ölmek için yaratılıyor isek doğum ile ölüm arasındaki zaman kavramı geçici hayatımızda neyi ifade etmelidir.

Yaratıcıyı bulup itaat etmemizi mi? Yoksa nefes alıp verdiğimiz sürece dünyevi hayattan yararlanmamızı mı?

Bunun kararını verecek olan sizsiniz.

Mehmet Arkın Gürbüz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*