Düşlerimdeki var olma sanatı ve zaman…

Kavramların kaybolduğu, fiziksel hayatın bir rüzgar gibi gelip geçeceği var olma şekli ile yok olacağın ve tekrar var olma zamanının geldiğinde zaman…

Ben bir insan olarak yaratılıp ve insan olarak tabir edilmemin bedelinden sonra düşlerimle birleşmek arzusu ve dileği ile yaşarken…

Kırılan kalpler, ağlayan gözler, doymayan bir nefisle savaş halinde iken var olmanın bir sanat olduğunu anladığımda…

Daha hızlı atan kalbimin bir gün duracağından emin olarak, uçmak istercesine yaşamın kurallarını hiçe saymak…

Hiç bir zaman engel teşkil etmeyen hayat şekilleri ile düşlerim hep ıslak ve nemli kaldı.

Hislerimin ise beni sürekli zorladığı, duygularım bir esarettten çıkıp diğer bir esarete bağlanırken, ne kadar da aciz ve serseri olduğumu anladığımda…

Hayatın zaman kavramından yoksun olmadığını, verilen zamanın sadece bir an olduğunu anlamak, ruhunun seni terk etmesi ile değil, kalbinin tüm kapıları açması ile…

Denize baktığımda onun büyüklüğünü değil ne kadar heybetli olduğunu,

Bulutların ise ne kadar yağmur yağdırdığını değil ne kadar beyaz olduğunu hissettiğimde,

Yüzüme esen rüzgar ile yaratılanların ne kadar güzel, bir o kadar da gizemli olduğunu bilmek…

Benim düşlerimde sadece güzelliklerin var olduğunu gösteriyordu…

Ve bu güzellikleri yaratan bir sanatçı.

İnsanın bir sanat eseri olması ve o sanattan meydana gelen diğer sanat eserleri…

İşte o gün geldiğinde tüm güzellikleri içine çekecek olan zaman, tekrar geldiğinde zaman ben düşlerimle başbaşa kalma arzusu ve isteği ile…

İnşallah derken, sana vaadedilenlerin ne kadar değerli ve anlamlı olduğunu anlamamak, çok hüzünlü ve bir o kadar da acı verici.

Benim düşlerimde her zaman sende vardın.

Çünkü var olma sanatımızın bir başlangıç noktası vardı.

Zincirleme gelen zaman ile sen ve ben aynı zincirin halkalarında ve aynı düşlerle…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir