Düşünen insan akıl sahibidir. Düşünmeyen insan akıl sahibi olamaz.

Düşünmek, yargılamak ve sorgulamak ile başlar. Yoksa diğer düşünceler sadece fantaziden ibarettir. Yada ihanetten.

Çünkü, düşünen beyin doğruları bulan akıldır. Doğruları bulup da paylaşmayan kişi ise bencil, egoist ve sadece kendini düşünendir.

Bize, düşünceler insani vasıf kazandırır.

Bir insanın akıl sahibi olabilmesi için sorgulaması ve sonra yargılaması gerekir.

Beyninizi düşünmeye sevk etmeden akıl sahibi olamazsınız.

Akıl sahibi olmanız sizin düşündüğünüzü gösterir ancak bu düşünceleri insani boyutlara taşımaz iseniz ortaya farklı durumlar çıkar.

Çıkarlar üzerine düşünen bir beyin veya sadece kendi dünyası için yaşayan bir beyin akıllıdır diyemeyiz.

Akıl öyle bir vasıfdır ki düşüncelerin paylaşılması, insani değerlerin değer kazanması, inancın yol bulması gibidir.

Tabi ki her insan bir akla sahip ve düşünüyor.

Ancak düşünceler sadece madde üzerine olduğundan dolayı, sorgulama ve yargılama yapmıyor.

Sorgulama ve yargılama yapmayan bir beyin akıllı değildir ve düşündükleri sadece bireyseldir.

İlk sorgulama insanın varlığı olmalıdır.

Neden bu dünyaya geliyorsunuz ve neden gidiyorsunuz?

Yargılama ise yaşadığınız her andır. Yaşadığınız her anı yargılamalısınız. Çünkü, size bir hayat verilmiş ve bu hayatın bir sonu var.

Yargılamaya en büyük örnek zaman. Zaman neden akıp gidiyor? Neden dün geri gelmiyor? Neden bir yarın var?

Neden bir akla sahibiz?

Neden düşünüyoruz? Bunlar birer yargılamadır. Yargılamanın sonunda sonuçlar vardır. Sorgulamanın sonunda ise veriler.

Düşünmez iseniz, düşünmeleriniz sonunda yargılamaz ve sorgulamaz iseniz, yargılayan ve sorgulayanlar tarafından yönetilirsiniz.

Ve size sunulan hayatı kabul etmek zorunda kalırsınız.

Size sunulan hayatın sonuçlarına siz katlanacaksınız.

Sonuç size aittir. Onun için varlığınızın sonucunda var olmak istiyor iseniz veya sahip olduğunuz inanca göre bir beklenti içerisinde iseniz, sorgulamaya ve yargılamaya başlayın.

Bugün kafanızı öne eğin ve bir düşünün. Önce etrafınıza bakın. Sonra kullandığınızı teknoloji ürünlerine, daha sonra ise sahip olduğunuz inanca.

Ne göreceksiniz. Teslim olmuş bir beden mi? Yoksa insanlığını terk etmiş bir ruh mu?

Mehmet Arkın Gürbüz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir