Düşünün ki her gün Allah’ın huzurundasınız.

Varlığınızı tespit ettiğinizde bir huzur da olduğunuzu farz edin. Bu huzurun sebebi nedir? Ol denildi ol’dunuz.

Ve Ol diyen yaratıcının huzurunda oldunuz. Neden ol’dunuz?

Yaratıcı istediği için. O zaman yaratıcıya itaatkarlılığınız söz konusu.

Yaratıcı sizi neden var etti? Size ihtiyacı mı vardı? Size ol derken, sizi yaratırken neden bir takım fiziksel yapılara sahip oldunuz?

Sizi balçık çamurundan yaratan Allah, ol’manız için size bir enerji verdi. Ve bu enerji fiziksel bir yapıda ortaya çıkarak size bir hayat sağladı.

Şuan sahip olduğunuz fiziksel yapı ile hayat denen dünya içerisinde kendi kurallarınızla yaşıyorsunuz.

Her şeyi görmenize gerek yok. Siz görmeniz gerekenler ile sahip olduğunuz bedensel bir boyutta ki enerjiye bağlısınız.

Bu enerji size ol diyen yaratıcının vermiş olduğu sonsuz bir enerji.

Bildiğiniz kadarı ile fizik ölünce siz de ölüyorsunuz. Acaba gerçekten böyle mi?

Eğer yaratıcının vermiş olduğu bir enerji söz konusu ise ve bu enerji sonsuz bir enerji ise…

Eğer bunu kabul etti iseniz, sonsuz bir enerjiye sahip olduğunuzu ve öldüğünüz de sadece sahip olduğunuz fiziğin öldüğünü düşünür isek, Allah’ın can verdiği günden beri onun huzurundayız ve belki sonsuza kadar huzurunda olacağız.

Sonsuzluk kavramı enerjinin var olması ile oluşmuş bir döngü ise Allah’ın ol dediği günde olduğumuz ve onun huzurunda olduğumuz kesindir.

Bundan dolayıdır ki, şuan sahip olduğumuz fizik yapısı anlamsız, yaşadığımız hayat ise değersizdir.

Bunları anlamlı ve değerli yapacak olan, sahip olduğumuz enerji ile yaratıcının huzurunda olmamız ve ona itaat etmemizdir.

Bedenimizin üretmiş olduğu fiziksel olaylar sadece ölümlü bir canlı olmamızdan kaynaklanmaktadır.

Sahip olduğumuz bu fizik itibari ile meydana gelen hayat şekilleri iyi yada kötü varlığımızı, yaşam tarzı sonucuna bağlayarak itaatkarlılığımızı ortaya çıkarmaktadır.

Belirlenmiş olan zaman kavramı ile sahip olduğumuz fiziğin dünyaya gelerek Allah’ın huzurunda olması, onun ol demesi ile insanı nasıl yarattığını anlamamız, onun yüceliğini ve büyüklüğünü görmemiz ve ona karşı sevgi, saygı göstermemizdir.

Düşünün ki her gün onun huzurunda hayatı devam ettiriyor ve onun vermiş olduğu bir döngü ile ömrümüzü geçiriyoruz.

Taki sahip olduğumuz fiziksel yapı ile bize verdiği zaman bitene kadar.

Mehmet Arkın Gürbüz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir