Eğer haktan hesaba çekilecek isek tek dayanağımız insanların mutluluğu mu olmalı?

Diyelim ki gökyüzüne bir şehir inşa ettiniz ama yeryüzün de kalanlar mutlu değiller.

Diyelim ki suyu ve ekmeği bedava verdiniz ama insanlar yine mutlu değil.

Yada insanlara tüm maddeyi verdiniz insanlar halen mutsuz…

Peki insanları gerçekten mutlu etmenin yolu nedir?

İnsanları gerçekten mutlu etmenin yolu, onların sahip oldukları hakları vermektir.

Hangi hakkı kime verdiniz?

Veya kim neyi hak etti de size ona bu hakkı veremediniz yada vermediniz…

Var oluş gerçeklerinden en önemlisi hak ise neden halen insanları mutlu etmeye çalışıyorsunuz?

Mutlu olduklarında haklarını vermiş mi sayılacaksınız.

Ne kadar garip ve basit bir düşünce yapısı.

Doğru benim yazdıklarım da çok basit ancak hiç bir zaman yaşanması gerekirken yaşayamadığımız bir hayat.

Saçma sapan mücadeleler verip mutluluğu elde edebileceğinizi zannediyor iseniz, yine yanılıyorsunuz.

Mutluluğu elde edebilmek için gerçeklere dokunmanız gerek.

Önce düşünme sonra bulma. Bulduğunuz da da yok olmayı kabul etmelisiniz.

Siz ne yapıyorsunuz insanları mutlu ederek onlara haklarını verdiğinizi düşünüyorsunuz.

Bunu düşüne bilmeniz de aslında güzel bir şey en azından düşünmeyi başardınız.

Maalesef ki bazı düşünceler doğru değil. Bazıları ise eksik ve yetersiz.

Bazıları ise saplantı haline gelmiş. Ne kadar zorlarsanız zorlayın saplandığı yerden çıkmayan.

Çünkü bir derinlik söz konusu. Bazen bedeni ne kadar temizlerseniz temizleyin maalesef temizlenmez…

Düşünceler ise sadece kirlilikten ibaret ise hak diye bir durum tanımaz ve bilmez.

O, ancak kendini mutlu eder. Gösterimleri ile de çevresini mutlu ettiğini zanneder.

Ne yazık ki hesaba çekileceğini de bilmektedir.

Mehmet Arkın Gürbüz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir