Evrenin içinde uyuz bir bakteri gibisiniz.

Önüm arkam söbe, beni göremiyorsan eğer sakın sövme.

Netliğin kirlendiği, havanın motive edildiği, pisliklerin bedeni sardığı bir dünya.

Maddenin kişilikleri satın aldığı, maneviyatın ise kopyasının oluşturulduğu bir zamana doğru.

Düşünüp de bulamayan bir beyin.
Görüpte aldanan gözler.
Duyupta duymamazlıktan gelen kulaklar.

Sana sesleniyorum kendini insan diye tanımlayan canlı.
Bir bakteri olmadan kendine gel.

Aklının alamadığı bir evrende kendini ne zannediyorsun.

Göremediğin bakterileri incelerken neden kendini incelemeyi düşünmüyorsun.

Kendini ve varlığını bir incele.

Bulunduğun bir zamanda ve mekanda sahte kişiliğin ile insanlığı karalıyorsun.

Her gün seni sana anlatırken ne kadar acı çektiğimi tahmin edemezsin.

Her nefes almamda ve vermem de o nefesin ne zaman duracağını düşünüyorum.

Düşünüyorum çünkü ben bir insanım. Allah’ın diğer canlılardan üstün yarattığı ve akıl verdiği.

Sen ise bir ucubelik yolunda devam ediyorsun. İnsanlığını kaybetmiş oraya buraya yalpalayan bir bakteri gibi.

Bakteriler bile senin gibi değil. Onların asla nasıl itaat ettiğini bilemezsin.

Bildiklerinde hiç bir şey olmamasına rağmen halen bir üstünlük ve bir hakimlik…

Oluşturduğun şu hayata bir bakar mısın?

Tabi bakmasını becere biliyor isen… Maddenden sıyrılıp inancına sarılıp merhametle ve hoşgörü olarak…

Bunları yapamazsın. Çünkü bir saplantının içerisindesin.

Ve bu saplantının ne olduğunu bile çözemiyorsun.

Çözdüğün zaman hayatın bir hiç olduğunu ama insanlığın derecelendirildiğini anlayacaksın.

Bir su damlasından meydana gelerek varlığını ve yokluğunu anlamak veya anlamamak insan olduğunu gösterecektir.

Artık oraya buraya yalpalamayı bırak. Bakterilerin ömrü uzun olsada işlevsellikleri kısadır.

Mehmet Arkın Gürbüz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir