Fiziksel olarak sadece birer suretten ibaretiz.

Tüm fizik kurallarını insanoğlu uydurmasına rağmen tabi ki bu bilgiyi veren yine Allah olmuştur.

İnsan, sahip olduğu akıl ve enerji ile sorgulama ve öğrenme yöntemini seçerek kendi kendine sorular sorup cevaplarını ise yine kendisi bulmuştur.

Bildiklerini ve gördüklerini tanımlama gereğini duymasının sebebi ise yücelmek, kendini büyük göstermek ve bencilliğini ortaya çıkarmaktır.

Eğer bu şekilde olmasa idi şimdi biz tüm evreni kaplamış farklı gezegenlere gitmiş ve hatta uçmuş bile olabilirdik.

Hayatı hırs ve intikam üzerine düzenleyen bir takım farklı insanlar, insanlığın ilerlemesinde ve gelişmesinde büyük engel teşkil etmişlerdir.

Kendilerinin birer suret olduğunu bilmelerine rağmen bunu yapmaları ise sadece ama sadece inançlarının zayıflığından kaynaklanır.

Bu sahip oldukları inanç zayıflığı kaynağını bize hiç göstermemiş aksine tüm fiziksel verileri bir takım kaynaklara dayandırmışlardır.

Ben tüm kaynakların en derinine doğru indiğim de orada bir kaynak göremedim.

Yani tüm fiziksel veriler başka fiziksel verilere dayandırılarak uydurulmuş bir hayat ortaya çıkarılmıştır.

En sonunda insanın bir fiziksel suretten olduğu sonucuna varılmıştır.

Hayatımızda ki tüm fiziksel kurallar bizden öncekiler tarafından icat edilmiş ve bize bir hayat şekli olarak lanse edilmiştir.

İnsanoğlu fiziksel boyutunun dışında bir de fiziksel olmayan bir boyuta sahiptir.

Bu ruh olarak, nefis olarak tanımlanmıştır. Bize de bu şekilde öğretilmiştir.

Gördüğünüz üzere tüm tanımlamalar ve geçmiş aslında başka insanlar tarafından uydurulmuş birer fizik olaylarıdır.

Tek kaynağımız sahip olduğumuz inanç ve yol gösteren kitabımızdır.

Buradan size inancımızın gerekliliklerini ve içeriğini tabi ki anlatmaya çalışmayacağım. Zaten o kadar bilgim yok ve o kadar da derinde değilim.

Anlatmak ve söylemek istediğim eğer birer suretten ibaret isek, neden insanlığımız kaybetmiş ve kaybetmeye devam ediyoruz.

Fiziksel zayıflığımızın dışında sahip olduğumuz ruhsal enerjiye ne oldu?

Neden sürekli görmüş ve duymuş olduklarımızla hareket ediyoruz.

Bunların hepsi birer suret ise bizi biz yapan nedir?

Ruhumuz bu kadar değerli ve hayatımızı çalan bir nefse sahip isek, fizik kurallarının anlamı ne olabilir?

Neden var olup sonra da tekrar dirilmek üzere var olacağız?

Tekrar dirilmemiz tekrar fiziksel bir boyutta mı olacak yoksa ruhsal olarak mı dirileceğiz?

Yoksa fiziğimizin, ruhumuzun ve nefsimizin dışında bir başka enerjiye de mi sahibiz?

Her şey bir suretten ibaret ise neden bu surette var olduk ve neden bu sureti kaybediyoruz?

Demek ki varlığımızın tek ötesi sadece var olmak ve inanmak.

Bunun dışında hiç bir şeyin hiç bir anlam ifadesi yoktur.

O zaman hepimiz sadece birer fiziksel suretten ibaretiz.

Yani kopyadan. Çoğalan ve çoğaltılan bir beden gibi.

Mehmet Arkın Gürbüz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir