Her yer hainlerle dolu.

Dürüstlüğün rafa kaldırıldığı, adaletin madde ile biçildiği, yalanların günlük yaşantıymış gibi gösterildiği bir zaman biriminde, gerçekler üzgün ve gözü yaşlı.

Kalem elde iken, her yerde bir mürekkep akıntısı varken, yazmamak mümkün mü dersiniz?

Yazmayıp ta içime mi gömeceğim daha sonra kusmak için.

Samimiyetin ise kariyer ile ölçüldüğünü tespit etmiş bulunmaktayım.

Bir insan olarak, hayallerimi yazmaktansa gerçekleri yazmayı tercih ederim.

Çünkü sahip olduğum hayaller her ne kadar seninle birlikte olsa da sadece beni mutlu edeceğini biliyorum.

Biliyorum ki senin de hayallerin var. Belki ben yokum onların içerisinde.

Sen hayallerine sahip olmaya çalışırken, var oluştan beri bu dünyadan kaç tane Allah’ın elçisi geçti biliyor musun?

Bu ülke topraklarının altına kaç tane hain gömüldü.

Toprağa sormalısın, gökyüzündeki ruhları görmelisin.

Hainliğin bedeli ağır olur.

Allah’ın kitabından ve kelamından bahsederken tiyatro yazıp oynamak ise şeytanın işlerinden biridir.

O da hainliktir. O da insanın kendine hainliğidir.

Kendinizi ne kadar üstün görüyorsunuz? Yıllardır bunu çözmeye çalışıyorum.

Bir de şu düşünceniz yok mu?

Sanki ben; ukalalık yapıyormuşum gibi, atıp tutuyormuşum gibi, ne içiyor muşum gibi, kendimi büyük gösteriyor muşum gibi, bu kadar net olmamalıymışım gibi düşünceleriniz yok mu…

Neden aynadan baktığınız da; her insanı kandırırım, kendimi yüceltirim, kendimi büyük gösteririm, ben bir hakimim, benim bilgim çok fazla, geçmiş benden sorulur gibi farklı boyutlara bürünüyorsunuz.

İnanın size anlamakta zorlanıyorum. Hainliğinize ise hiç katlanamıyorum.

Kusura bakmayın her şeye göz yumarım, haniliğe asla.

Unutmayın, bir zaman tekrar karşılaşacağız.

O zaman tüm gördüklerin, tüm duydukların, tüm yaşadıkların bir film şeridi gibi yayına geçtiğinde hainliğini de göreceksin. Ve tüm insanlık görecek belki de.

Ne yapacaksın, eriyecek misin? Dizlerinin üzerine çöküp af mı dileyeceksin? Yoksa?

Ne yapabilirsin ki? Hiç bir şey.

Hainliğin sonu bir hiçlik olacak.

Var oluş da hiç olmayacaksın belki de.

Bir hiç olacaksın.

Biz de seni unutacağız.

Taki hiç var olmamış gibi.

Mehmet Arkın Gürbüz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir