İçgüdüsel ve bilinçaltı korkularımız, sırlarımızı ve hislerimizi engelliyor.

Dün gibi hatırlıyorum korkularım beni esir almıştı. Yıllar boyu bu korkuların nereden geldiğini düşündüm ve araştırdım.

Bazen kafamı duvarlara vurdum bazen ise suyun altına soktum. Bazen ise ışıkları kapattım ve karanlık ile baş başa kaldım.

Gördüm ve anladım. Korkularım fiziksel değildi. Korkularım içgüdüsel ve bilinçaltından geliyordu.

Neden diye sordum kendi kendime? Neden içgüdüsel bir korkuya sahibim. Neden bilinçaltım korkularla donatılmış?

Halbuki Allah sadece benden korkun demiş. Allah’tan neden korkacağımızı siz çok iyi biliyorsunuz. Onun için detaylara girmeye gerek yok.

Bizim detaylarımız içgüdüsel korkular ve bilinçaltı korkular.

Bunların sebepleri de variz ortada ama biz göremiyoruz ve anlayamıyoruz.

Çünkü beynimizin içerisinde sırlarımız ve hislerimiz mevcut.

İçgüdüsel ve bilinçaltı korkularımızın önünde duvar gibi sırlar duruyor.

Hislerimiz ise tamamen bilinçaltı korkularımızla ortaya çıkamıyor.

Sır, aklımıza gelen veya bir şekilde öğrendiğimiz bir takım bilgilerin saklanması, peki bu bilgiler neden saklanıyor?

Aslında bir kişinin bildiği bir bilgi bile sır olabilir mi? Sır sadece minimum iki kişi arasında mı dersiniz? Tek bir kişinin de sırları olabilir. Ve bu sırlar manevi sırlardır.

Manevi olmasa bile kişinin bildiğini sadece kendisinin bilmesi onu bir manevi sır yapar.

Kişinin sadece kendisinin bildiği manevi sırlar aslında içgüdüsel korkular da olabilir.

Çünkü bu sırrı deşifre etmek, halka veya bir kişiye açmak, içindeki içgüdüsel korkuyu ortaya çıkaracaktır.

Sadece kendisine ait olan veya kendisinin sahip olduğunu paylaşması, içerisinde bir boşluk oluşturacak ve sakladığı sır tarafından deşifre edilecektir.

Onun için bir takım sırların saklanması içgüdüsel korkulardan meydana gelir. İçgüdüsel korkularınızı yendiğiniz de yani bildiklerinizi paylaştığınızda sahip olduğunuz korku sadece gerçek kişiliğinizin deşifre olacağı korkusudur.

Hislerimiz ise, tamamen bilinçaltımıza yerleştirilen korkular ile engellenmektedir.

Hisler kolay kolay ortaya çıkamıyor.

Yaşantımız boyunca bize sunulan hayat şekilleri veya izlemiş olduğumuz hayatlar bilinçaltımıza birer korku olarak yerleşmiştir.

Aslında yerleştirilmiştir desek daha doğru olacak.

Hisler kalpten gelen gerçek doğrular olabilir. Bazen bizi tabi ki yanıltabilir de.

Bilinçaltımızda ki korkular sürekli hislerimizin ortaya çıkmasını engellemekte ve kalbimizden gelenleri ortaya koyamamaktayız.

Sahip olduğumuz korkular sırlarımızı ve hislerimizi paylaşmakta bir engel teşkil etmektedir.

İnsanın inancına bağlı olarak sahip olduğu Ahlaki ve Kültürel değerlerin dışında kalan sırları ve hisleri paylaşmak, topluma zarardan çok fayda getirdiğini bilenler, bizim içimize korkuları yerleştirenlerdir.

Bu korkulardan kurtulup bir takım bildiklerimizi ve hislerimizi paylaşmalıyız.

Sahip olduğumuz inanç da bunu gerektiriyor.

Mehmet Arkın Gürbüz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir