İçimizdeki düşman.

Kapılar kapandığında ve bir karanlık odada kaldığında,
Düşüneceklerin ve düşündüklerin, geçmiş ve gelecek olacak.
Ve sana verilen dünyaya son kez baktığında
‘Nerede hata yaptım…’ diyeceksin.

Maddenin insanlığa üstün kılındığı bir zaman doğru giderken, düşmanını sakın uzaklarda arama.

Düşman yanı başımızda ve içimize girmek üzere.

Sen, kendini hayat şartları ile avuturken, yaşadığın hayatın ne kadar gerçek olduğunu yargılamadan ölüp gideceksin.

Ne kadar acı ve vahimdir ki senden sonra hayat devam edecek. Ve senin bıraktığın dünya ile.

Arkandan söylenecek laflar umurunda olmasa bile, bu günü kabul ettiğin gibi o günü de kabul edeceksin.

Yargılamadan, sorgulamadan çekip gittin ve içimizde bir düşman bıraktın diye düşünenler, boşa düşünmeyecek.

Sen, hep zalimlere yol gösterdin. Onlara fırsat verdin. Ve onları kabul ettin. Hiç mücadele etmeden, sadece maddeye ve kariyere karşılık.

Sonuçları hiç düşünmedin. Çünkü sonuç senin için ölümdü. Taki insanoğlu yaratıldığından bu yana.

Her gün hayat bu şekilde diyerek yürüdüğün yolların kimler tarafından yapıldığını,

Alış Verişe gittiğinde kimlerin sana neleri hazırladığını,

Eğlenirken neden güzel bir dünya kurulmak istendiğini,

Kariyer verilirken nasıl maddeleştirildiğini,

düşünemedin…

Sürekli senin içine bir şeyler sokularak, hayat şekillendirildi.

Sen bu içindekileri anlayana kadar düzen kuruldu ve düzenin bir parçası oldun.

Artık o düzen, o hayat, o kariyer ve o madde senin içinde.

İçindeki düşmanı taki son nefesinde görecek, onu söküp atmaya çalışacaksın.

Çünkü beşeriyette de sana zarar verebilecek duruma gelmiş olabilir.

Mehmet Arkın Gürbüz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir