Kalp kararmış, madde sülük gibi yapışmış bedene, nefis doymak bilmiyor.

Bir kütüphane dolusu kitap yazsanız, hepsinin içerisinde de gerçekleri anlatsanız, maalesef bir takım insanlar anlamayacak.

Bunun bir tek sebebi var. Kararan kalp gerçek aydınlığı göremez.

Çünkü madde bedene sülük gibi yapışmıştır, söküp atamazsınız.

Nefis ise sürekli istemekle meşguldür.

Bu şartlar altında gerçekleri yazmak ve anlatmak hayli zordur.

Siz ne kadar yazarsanız yazın, ne kadar açıklarsanız açıklayan karşınızdaki kişi sizi anlamaz, kirlilik onu teslim almıştır.

Onun sizi anlayabilmesi için önce kalbini temizlemesi gerek. Bunu yapmak da kolay değildir.

Bedene yapışmış olan maddeleri söküp atmak için mucize bekleyenler var.

Nefsine bir gün dur demek için birilerinin gelmesini isteyenler var.

Her şey ortada olmasına rağmen görememek, duyamamak, hissedememek, kararan kalbin eseridir.

Kalp karardı ise artık bir yaratıktan farkınız yoktur.

Kim gelirse gelsin, sadece sizin gerçekleriniz doğru, sizin söyledikeriniz değerlidir.

Ama hiç düşünmez misiniz? Benim kalbim neden karardı diye.

Bir düşünün.

Bunu anlamanız için ölümü hissetmeniz gerek. Veya gökyüzüne doğru yükselmelisiniz. Ya da nefsinizi öldürmelisiniz.

Bunları yapmak hiç zor olmamalı sizin için. Çünkü siz inançlısınız, Elhamdüllilah Müslümansınız.

Bunları yapıp da kalbinizin kararmadığını anladı iseniz, artık adaletli ve hakkı savunan bir Müslüman olmanız gerek.

Her şeyi görmeye başladınız, maddeyi bedeninizden söküp attınız ve nefsinize dur dediniz.

İşte o zaman gerçekten kalbiniz atmaya başlıyor.

Yazılanların anlamlarını anlayacak, doğruları kavrayacaksınız.

Zaman size tekrar bir zaman tanıyacak.

Neden mi? Affedilmeniz için biraz daha zamana ihtiyacınız olacak.

Kalbinizdeki kirlilikleri temizledi iseniz, kalp artık görevini yerine getirecek.

Size hayatın nasıl bir hayat olduğunu gösterecek.

Maddenin bu dünyada kalacağını, nefsinizin hiç bir zaman doymayacağını anlatacak.

Gerçek varlığınızın bedelini ve bunun da bir karşılığı olduğunu hissettirecek.

Mehmet Arkın Gürbüz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir