Olayları özümsemek hayatı özümsemektir.

Ne görmek yeter bazen, ne de duymak.

Bazen kalbe sormak gerekir soruları.

Beynin yargılamasına yol açmaktır, olayları analiz etmek.

Yaşam öyle bir duygudur ki, siz ona yol açarsanız o da siz yolu gösterir.

O yoldan gidip gitmemek artık sizin elinizdedir.

Tüm gördükleriniz ve duyduklarınız; sizin görmek istediğiniz ve duymak istedikleriniz değil, size gösterilmek istenen ve duyurulmak istenenlerdir.

İşte bu görmeleri ve duymaları öyle bir algılamalısınız ki sizi gerçeklere götürmeleri.

Bu gerçekleri elde etmek için de bir özümseme yapmanız gerekiyor.

Peki bunu nasıl yapacaksınız.

Bunu yapabilmeniz içinizdeki tarafsızlığı keşfedip hayata yalnız bir insan gibi değil insanlık açısından bakmalısınız.

Duyarken de öyle bir duymalısınız ki, size gelen ses dalgalarının nasıl ve nereden geldiğini bulmalısınız.

Kendinizi evrende bir nokta olarak düşünün. Etrafta binlerce yıldız, gezegen ve tanımlamayan ancak yaratan tarafından yaratılmış bir çok görüntü ve sesler…

İşte özümseme budur.

Baktığınız da duyduğunuz duyduğunuz da ise gördüklerinizin birleşimi ve doğru olanının beyin tarafından seçilerek kalbe sorulmasıdır.

Bunu başardığınız da olayları özümsersiniz.

Ve bu özümseme size bir hayat sunar. İşte o zaman hayatın nasıl bir şekilde döndüğünü anlarsınız.

Hayatın nasıl döndüğünü anlamanız gerçekliğinizi bulmanızı sağlar.

Gerçekliğinizi bulduğunuz da artık siz bir insansınız.

Düşünebilen, yargılayabilen, ilerleyebilen ve inanç değerlerine sahip çıkan.

Olayları özümsemeniz; düşündüğünüzü, yargılabildiğinizi ve inanç sahibi olduğunuzu gösterecektir.

İşte hayatın özüde bunlardan ibarettir.

Mehmet Arkın Gürbüz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*