Önce İnsan

Varlığının var oluşundan yola çıkarak teklif edilen sonsuzluk hayatı ile yaratılmış bir canlı.

Üstün kılınması, ne kadar değerli olduğunun delili olmakla beraber anlamınında ne kadar yüksek olduğunu göstermektedir.

Neden var olduğunu kavrayaman insan gerçekler ile yüzleştiğinde pişmanlığı maalesef hiç bir fayda vermeyecek.

Zaman kavramının bu kadar kısa olmasına rağmen bir türlü insanlığını ön plana çıkaramaması çok acı verici bir durum.

Meşguliyetinin maddeleşmesi ve makineleşmesi zamanı daraltmakta ve kısaltmaktadır.

Ne yazık ki bu zaman kavramı insanın elinde olmasına rağmen kaybedilen bir zaman ortadadır.

Bu durumun milyonlarca sebebi yoktur. Tek bir sebebi vardır.

Bütünlüğün kavranması ve itaatkarlıktır.

İnsan olmak; varlığını yokluğuna bağlayarak sınırları belirlemek değil o sınırlara tüm insanları dahil etmektir.

İnsanın var oluşu insanlık ise önce insan olmayı başarmalıyız.

Bunu başarmak için de Önce İnsan

Nefes alıp verirken, sokaklarda yürürken, konuşurken, hatta haykırır iken önce insan.

Ayna gördüğümüz bu bedenin bir emanet olduğunu, zamanın bize sadece bir şans olarak verildiğini unutmamalı,

Yaratıcının hiç bir şeye ihtiyacı olmadığı halde bizden bir itaatkarlık beklediğini bunu da ilk olarak önce insan olarak yapabileceğimizi,

Savunduğumuz inancımızın ve itaatkarlılığımızın önce insan olmaktan geçtiğini, sahip olduğumuz maddenin aslında hiç bir anlam ifadesi olmadığını,

Ancak aklı kullanmanın ve yolları kullanmanın gerekli oldğunu da…

Önce insan olmaktan geçtiğini bulmalı ve onu kullanmalıyız.

Önce insan daha sonra madde ve makineleşme…

MAG’ün Hayata Bakış Açısı

One Comment

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir