Öyle bir haykırmak istiyorum ki…

Tüm evrenin duyabileceği bir şekilde ‘ben insanım insan’ diye.

Şahit olsunlar varlığıma ve yokluğuma.

Hiç önemli değil hangi dille, hangi dinle haykırıyorum.

Sahip olduğum inanç duygusu ile içimdeki güzellikleri hıçkıra hıçkıra…

Varlığımı yokluğuma bağladığım zamanı bekliyorum.

Sessiz ve derinden haykırarak.

Tüm sahip olduklarımı içime gömerek.

Hayatı ve evreni düşünerek.

Geçmişi ve geleceği bilerek bir de seni ekleyerek haykırıyorum.

Benimle birlikte haykıranlarıda duyuyorum.

Bakmıyorum hiç birinin inancına, diline ve dinine.

Çünkü var oluşu ve yok oluşu haykırıyoruz.

Yaradana döneceğimiz ve hesap vereceğimize güne…

Sahip olduğumuz güce ve enerjiye.

Üstünlüğümüzü anlayarak ve kavrayarak haykırıyoruz.

Zavallığımızı ve acizliğimizi hissederek.

Yanmış ve küle dönmüş bir duman gibi…

Meyve bahçeleri olan, hurilerle dolu bir mekana doğru.

Yada yanan taşların içerisenden haykırıyoruz…

Her haykırış yaradana bir yalvarış bunu biliyoruz.

Hak ettiğimiz sonsuz hayat için haykırıyoruz.

Yalvara yakara, geçmişin acıları ve geleceğin korkusu ile…

Ve sen yoksun aramızda…

Mehmet Arkın Gürbüz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir