Şiddete davet var.

Konuşmalarınıza veya konuşmalara bir bakar mısınız?

Ses tonunuzun hangi ağırlıkta olduğunu hiç ölçtünüz mü?

Karşınızdakine giden ses dalgaları hangi boyutta?

Kullandığınız kelimeler anlatmak istediğiniz konuyu gerçekten ifade ediyor mu?

Topluma hitap ederken nasıl hitap etmelisiniz?

Kadınlarla konuşurken hangi kelimeleri kullanmalısınız?

Anneniz ile veya babanız ile konuşurken ses dalgalarınız hangi desimal de olmalı?

Bunları siz boş verin.

Size hitap eden insanlara bir bakın.

Sizinle konuşurken hangi ses tonu ile konuşuyor ve hangi kelimeleri kullanıyor.

Bunlar hayatta hiç dikkat etmediğiniz durumlar.

Halbuki hayatımızdaki en önemli durumlardan bazıları.

Her hangi bir konuşmayı dinlediğiniz de bir düşünün, sizi neye teşvik ediyor.

Düşünmeye mi? Şiddete mi? Yoksa çaresizliğe mi?

Bu gün medyada yapılan açık oturumlar, diğer yönetici konuşmaları hatta sizi yönetenlere bir kulak verin.

Sizi neye davet ediyorlar.

Bunu anlamanız çok kolay. Tek yapmanız gereken insani vasıflarınızı düşünerek sessizce dinlemek.

Kullağınıza gelen kelimeler bilinç altınıza nasıl yerleşiyor. Bir keşif yapın.

Bunu denemeyi başarabilirseniz konuşmaların sizi neye davet ettiğiniz anlayabilirsiniz.

Üzülerek söylemek zorundayım ki, tüm medya konuşmaları ve diğer dinlediğiniz tüm her şey sizi şiddete davet ediyor.

Çünkü hayat bir senaryo üzerine kurulmuş ve bunu oynayanlar var.

Planlanmış bir zaman çizelgesi ve takip edilmesi gereken yollar belirlenmiş.

Siz sadece şiddete davet edilen bir piyonsunuz.

Bunu anlamamanız ise dinlemiş olduğunuz konuşmalar ve duymuş olduğunuz kelimelerdir.

Beyniniz henüz gerçekler ile muhatap olamadı.

Çünkü saplantılar ve madde söz konusu.

Mehmet Arkın Gürbüz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir