Sıyrılmak; gözlerden, duyumlardan ve hislerden öteye geçmek.

Sağım solum, döndüğüm, dönen dünya ile beni döndüren bedenin saf enerji kaynağı.

Varlığımı yokluğuma bağlayan bilinmeyenlerin gücü ile yükselmek, yükselirken doruklara ulaşmak, o doruklardan başka evrenlere varmak.

Ses dalgalarının beynini nasıl çevirdiğini anlayana kadar, geride kalan hücrelerinin nereye gittiğini bilmeden.

Her şeyi silmek, silerken, yerlerine yeni düşünceler koymamak gibidir sıyrılmak.

Baktığında gördüğün değil, gördüğündeki derinliklere dalmak gibidir gözlerden ayrılmak.

Kulaklarına gelen seslerin ötesidir, daha ötelerde bulunan titreşimlerle iletişim kurmak.

Elini gökyüzüne kaldırdığında bulutlara dokunmak, yağmurun yüreğine inişi gibidir hislerden geçip de bir yerlere varmak.

Beden seni terk ederken, senin oradan kalman gibidir sıyrılmak.

İçinde ne kaldığını bilemezsin, istesende göremez ve dokunamazsın.

Yaratılış haykırır içinden, varlığın kaybolmuştur derinden, vardır geriye kalan bir ruh ve gizli bir inanç bedenden…

Dilin damağın kurur, gözler kaybolur, kulaklar hiç bir şeyi duymaz, seni sen terk eder bir bilinmezliğinden.

Sıyrılmaktır işte bu, bedenden ve maddeden.

Var olmanın enerjisi sarmıştır tüm benliğini, sen neredeyim diye düşünürken, tutar kollarından melekler.

Yükselirsin, yüksele bildiğin kadar.

Kendini kaybedersin.

Ne ışıklar görmüştür seni ne de karanlık.

Ruhunun okşanması gibidir sıyrılmak, her şeyi unutmak ve yeniden doğmak…

Mehmet Arkın Gürbüz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir