Ulaşılamıyorsunuz.

Çılgınlar gibi ilerleyen ve insanlığı ele geçiren teknoloji makineleri bizi yüzü yüze göstermekten alıkoyacak. Bunu sizce makineler mı yapacak dersiniz? Hayır. Bunu insanoğlu yapacak. Hiç boş yere makineleri suçlamayın. Çünkü makineleri kodlayan ve yönlendiren insanlar olacak. Artık nasıl insan diye tabir ederseniz.

Ben onları da suçlamıyorum.

Alemlerin var oluşu çeşitlilikten, değişimlerin meydana gelmesi ise var olan enerjinin hareket etmesinden kaynaklanmaktadır.

Akıl ilerleyecek, bulacak, savaşacak ve en sonunda varması gereken yere varacaktır. Varlığın yaratılış ve hareket enerjisi bunu gerektirmektedir.

Fakat aklın ilerlemesi özgürlük ve hak ile olmadığı ve olmayacağı için insanlık sürekli kötüye gitmek zorundadır. Buna hiç kimse dur diyemez ve diyemeyecektir.

Olay şu ki inanç varlığını insanoğlu hiç kaybetmeyeceği gibi hangi dinden olursa olsun kıyamete kadar Allah’ın varlığını inkar etmeyecektir. İnkar edenler olsa dahi bile inkar etmeyenlerle bunun için savaşacaktır.

Yalnız acı ve hüzünlü gerçek ise insanlık ne kadar helak olursa olsun acı son ile bitecektir. Cennet ve cehennem diye tabir ettiğimiz zaman ve mekan yeri hak üzerinden oluşacaktır.

Bire bir dünyaya gelen ve tek tek sahip olduğu fiziği kaybeden insan, yaratılış inancı üzeriden hesaba çekileceği için en büyük soru hak olacaktır. Yani hakka karşılık olarak sonsuzluk hayatında hak ettiği yeri bulacaktır.

İnsanlığın varoluşundan bu yana hakkı çiğneyenler hakkı hakka vermeyenler boş yere sizin kafanızı bir takım hiçliklerle meşgul ederek size ulaşılmasını engelliyorlar. Ulaşılamayan insan kaybetmeye mahkumdur. Teknolojinin hangi çağında olursa olsun.

Bugün geldiğimiz nokta iletişimsizliktir. Ben sizinle değil; ben, size veya bana sağlanan teknoloji ile iletişim halindeyim.

Yani senle benim aramda biri var… Onunda kim olduğunu her ikimizde ileri de göreceğiz.

Mehmet Arkın Gürbüz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*