Var oluş bir döngü içerisinde yaratıldı.

Yaratılan her canlı, her cansız, evren, alemler, aklınıza gelebilecek her var oluş bir döngü içerisinde yaratılmıştır.

Bu döngülerin, biz asla ne kadar yaratıldığını ve ne zaman yaratıldığını bilemeyiz.

Tek bildiğimiz öğrendiklerimizdir, aklımızın keşifleri ve Allah’ın lutfettikleridir.

Aklı veren Allah, düşünmek ise insan olmaktan kaynaklanır.

İnsanın var olması döngüsü onun insanlığını kaybedene kadar çalışıyor olabilir.
  • Ne zaman ki insanoğlu, insanlığını kaybetti ise döngü bozulmuş ve yeni bir döngü başlamış olabilir.
  • Her döngüde insan, yaratılış özelliklerini kaybediyor, daha da zavallı bir hale geliyor olabilir.
  • Ve her zayıflama da daha vahşi oluyor ise insanlığını her zayıflama devresinde kaybediyor olabilir.

Olabilir diyorum, çünkü bu düşünceler teori olmakla ile beraber var oluş döngüsüne göre mantıklı bir yaklaşımdır.

Sizin oluşturmuş olduğunuz şu dünya Allah için bir şey ifade ediyor mu zannediyorsunuz? Veya tüm insanlık boyunca yaptığınız keşifler Allah için ne kadar önemli?

Bir şey ifade etmiyor ve önemli değil ise, önemli olan ve gerçek keşif nedir?
  • Kim bilir insanlık kaç kez bir döngüden başka bir döngüye geçti.
  • Kim bilir kaç kez helak oldu.
  • Kim bilir veya kim bilebilir.

Ama şunu öğrendik ve kabul etmeliyiz, var oluş bir döngü içerisindedir. Ve biz insanoğlu sahip olduğumuz dünya ile ölümlü bir döngünün içerisindeyiz.

Öldükten sonra başka bir döngünün başladığını bilemiyoruz.

Belki öldükten sonra farklı bir boyutta, farklı bir enerji ile Allah’ın huzuran çıkıyoruz.

Siz şimdi diyeceksiniz ki, Kur-an Kerim’den öğreniyoruz. Kesinlikle.

Ancak dikkat ettiniz mi? Kur-an Kerim gelecekten bahsediyor mu? Sadece kıyamet gününden ve bir takım olacak olaylardan.

Tabi bunlarda kimine göre şifreliymiş.

Bence şifrelerden öte Kur-an Kerim geliş dili ile alakalı olarak, okunması ve anlaşılması, insanın zihnini açmakta, inancı ayrıca yaşamayı öğretmektedir.

Kur-an Kerim; ateşin bulunmasından, elektiriğin icadından, teknolojinin ilerlemesinden, insanlığın ele geçirilmesinden, dünyanın geçireceği felaketlerden bahsediyor mu?

Ben şahsen Türkçe Mealini okuyorum ama henüz bitmedi, bitmeyecek,  bitmemesi gerek.

Bu konularda daha fazla net yazamıyorum. Çünkü sahip olduğunuz basit ve sabit görüşleriniz yüzünden beni yargılamanızı istemiyorum.

Bir var oluş döngüsü içerisinde yaşadığımızı farz eder isek bu döngünün neleri kullanarak döndüğünü bilmemiz ve öğrenmemiz gerek.

Bu döngü:

Örneğin; hava, su, toprak, arılar, hayvanlar, ormanlar gibi yaşam formlarını kapsamaktadır.

Döngünün dönmesini sağlayan bu formları kaybetmemeli, onların doğallığını bozmamalıyız.

Eğer, hava ile oynar, suyu değişime uğratır, toprağı da hormonlar, hayvanların da genetik yapısını değiştirir isek bu döngü bozulur ve insanlık kaybeder.

Bana göre yaşam döngüsünün dengesi bozulmak üzere.

Ve siz bunun farkında değilsiniz.

Mehmet Arkın Gürbüz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir