Ya yaşadığın gibi inanırsın ya da inandığı gibi yaşarsın.

Ben Allah’ın yetimleri ve öksüzleri gözettiğine ve onları koruduğuna inanmaktayım. Çünkü canı veren odur. Onlar her insan gibi dünyaya gelmiştir. Ancak kader gereği öksüz veya yetim kalmışlardır. Siz buna inanmayabilirsiniz. İnanmıyor iseniz yaşadığınız gibi bir inanca sahipsiniz demektir. Neden mi? Çocuğu dünyaya getiren bir erkek ve bir kadın vardır. Yani sizin tanımlamanızla Anne ve Baba.

Her insan bu şekilde dünyaya geldiğine göre hak meydana gelmektedir. Anaya ve babaya sahip olma hakkı. Eğer anne ve baba yok ise bu haktan mahrum kalan çocuk Allah’ın himayesi altında olabilir. Bunu da ancak Allah bilir. Benim inancım bu şekildedir.

Onun içindir ki inandığım gibi yaşamaya çalışmaktayım. Siz öyle misin?

Bana göre değilsiniz. Çünkü size başkaları tarafından bir yaşam verildi. Siz onların size verdiği yaşama dayanarak bir inanca sahip olmuşsunuz.

Nasıl diyeceksiniz?

Örneğin; size öğretilenler ile bir diplomaya sahip oldunuz ve bu diploma ile ilgili size bir iş verildi. Ve bu iş karşılığı bir bedel aldınız ve bu bedel ile kendinize bir hayat kurdunuz…Bu kurduğunuz hayata dayanarak bir inanç meydana getirdiniz. Şuan bu inanca dayanarak yaşıyorsunuz.

Hiç şu anki hayatınızı hak ettiğinizi düşündünüz mü? Sahip olduğunuz maddeleri alınteri ile mi sahip oldunuz? Yoksa sahip olduklarınızı inanca mı bağladınız? Demek ki yaşadığınız gibi inanıyorsunuz. Size verilenlere göre hareket edip kabullenmişlik göstererek bir inanç yolu bulmuşsunuz. Bakınız hangi din demedim. Çünkü fark etmiyor.

Neye inanır iseniz inanın o inandığınız gibi yaşamıyorsunuz. Size ancak size verilenlere göre bir inanç belirlemiş ve onun peşinden koşuyorsunuz.

Edindiğiniz eğitim, verilen diploma, aldığınız kariyer, sahip olduğunuz mal mülk, bunların hepsi kurulmuş hayat düzeni ile size sunulan bir yaşam paketi. Bu yaşam paketi size bir inanç belirlemiş.

Yetimler ve öksüzler öyle mi dersiniz…Onların yaşam paketi Allah tarafından hazırlanmış olabilir. Siz her zaman ki gibi bunu da anlamak istemiyorsunuz.

Gururunuz ve kibriniz bunu kabul etmek istemiyor. İster edin ister etmeyin. Her şey an ve beyan olunca sizin inancınızda ortaya çıkacaktır.

Ve yaşadığınız gibi inandığınızı göreceksiniz…

Mehmet Arkın Gürbüz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*