Yazmak bir sanattır anlamamak ise bir aptallıktır.

Yazmak düşüncelerin bir akıntısıdır. Düşünceler gözlerin gördüğünü beyne ileten kalbin yorumu ile ortaya çıkan bir enerji akımıdır.

Yazmak; can nasıl bir enerjiden meydana geliyor ise bu enerjinin fiziksel boyutta hareketlenmesi, bu hareketlerin beyne iletilmesi, beynin harekete geçmesidir.

Bunu elde edebilmek için sıyrılmanız, sıyrıldıktan sonra varmanız gerekmektedir.

Yazılanları okurken, anlamları anlamak yerine hataları görmek ise bencillik ve kıskançlıktır.

Hatasız hiç bir şey yoktur. Tek mükemmel olan varlık Allah’tır.

Ve onun yarattıkları hatalı olabilir, kusurlu olabilir. Onun elindedir hatasız ve kusursuz yaratmak.

Onun için sahip olduğunuz düşünceler ve fikirler, onun vermiş olduğu fiziksel ve görünmeyen, bilinmeyen enerji ile hareketlenir.

İşte yazmak, bu enerjinin keşfidir. Bu enerjiyi keşfederseniz onu kağıda dökerseniz sanatınız ortaya çıkar.

Ama siz yüzyıllar boyu yücelmeyi ve yüceltmeyi öngördüğünüz için keşifleri ya yücelttiniz yada siz yücelmeye çalıştınız.

İnsan, önce kendini keşfetmeli. Sizin keşfedeceğiniz enerji, elbet bir zaman sizi keşfedecektir.

Yazmanın bir sanat, anlamamanın bir aptallık olması ise, kelimelerin kifayetini anlamamanızdan kaynaklanır.

İnsanlığın sahip olduğu iletişimin şuanki haline bir bakınız.

Dünya üzerinde uydurulmuş 3000 dil olduğundan bahsediliyor.

Tam 173 ülke mevcut. Bilmem kaç tane ırk, bilmem kaç tane topluluk…

Sizce bunların hepsi birden mi yaratıldı yoksa insanoğlu kendi kendini mi şekillendirdi?

Eğer kendi kendini şekillendirdi ise kim yardım etti? Veya nasıl yaptı…

İnsan kendini yazarak şekillendirdi.

İlk yazı öğretildiğinde önce öğreteni sonra kendini ifade etti.

Bundan daha iyi bir sanat olabilir mi? Bunu da mı anlamadınız?

Mehmet Arkın Gürbüz

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir